Türkiye’nin Kamu Yönetimi, Bilim İnsanları ve Endüstri “Akciğer Sağlığı Programı” Konusunu Ankara’da Kapsamlı Bir Şekilde Değerlendirdi
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) koordinasyonunda, TÜSEB Türkiye Kanser Enstitüsü ve Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) iş birliğinde düzenlenen “Akciğer Kanserinde Erken Tanı ve Tarama Programı: Türkiye İçin Çok Paydaşlı Yol Haritası” toplantısı , 9 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantı, T.C. Sağlık Bakanlığı, TÜSEB Türkiye Kanser Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü ve Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) temsilcilerinin katıldığı açılış konuşmalarıyla başladı. Türkiye’de akciğer kanseri yükü, insidans, mortalite ve bölgesel farklılıklar ile sigara, çevresel maruziyet ve mesleki riskler gibi risk faktörlerine ilişkin sunumlar, gün boyunca yürütülen tartışmalar için ortak bir bilgi zemini oluşturdu.
Erken tanı teknolojileri değerlendirildi
“Erken Tanı Teknolojileri” panelinde düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) tabanlı tarama etkinliği, yapay zekâ destekli radyoloji, likit biyopsi ve biyobelirteçler ile moleküler tanı ve genetik risk sınıflaması ele alındı. Panelde, tanıda yenilikçi yaklaşımların erken tanı kapasitesinin güçlendirilmesinde belirleyici rol üstleneceği; klinik uygulamaya entegrasyon için ise bilimsel kanıt, iş gücü ve altyapı üçgeninde bütüncül bir planlamaya ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.
“Akciğer Sağlığı Programı” tartışıldı
“Tarama Programlarının Tasarımı” panelinde, hedef popülasyonun belirlenmesi, tarama sıklığı ve algoritmalar, anormal bulguların yönetimi, aile hekimliği entegrasyonu, uygulama ve kapasite (altyapı, radyoloji teknisyeni, radyolog ve cihaz yeterliliği) ile veri altyapısı ve dijital sağlık sistemleri başlıkları ele alındı. Panelde, tarama programının yalnızca teknolojik seçimlerle değil, epidemiyolojik önceliklerle, sahadaki insan kaynağı kapasitesiyle ve takip süreçlerinin iyi kurgulanmış algoritmalarıyla birlikte tasarlandığında sürdürülebilir olabileceği değerlendirildi.
Türkiye için 5 yıllık ulusal tarama stratejisi ele alındı
Toplantının kapanış panelinde “Çok Paydaşlı İş Birliği ile 5 Yıllık Ulusal Tarama Stratejisi” başlığı altında Türkiye için yol haritası tartışıldı. Pilot taramanın hangi illerde başlaması gerektiği, veri ve sonuç ölçümünün nasıl yapılandırılacağı ve kamu-özel iş birliğinin sınırlarının nasıl tanımlanacağı gibi sorular etrafında şekillenen panelde, akciğer kanserinde erken tanı ve tarama alanında ilerlemenin, yapılandırılmış bir veri altyapısı, net tanımlanmış roller ve sürdürülebilir bir finansman modeliyle mümkün olacağının altı çizildi.
“Erken tanı, akciğer kanseriyle mücadelede en kritik müdahale alanıdır”
Toplantıda konuşan TÜSEB Türkiye Kanser Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Burak Civelek akciğer kanserinin Türkiye’de kanser kaynaklı ölümlerin başında geldiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Üreten geliştiren ve koruyan sağlık modelinde türkiye sağlığı yüzyılında sadece üşkemize yenilikçi ilaçları üretmek değil halkımızı korumak ve hastalıkları erken tanı koymak önceliğimiz. Sigara ile olan mücadelemiz cok daha yoğun bir şekilde devam ederken sigaranın neden olduğu, ülkemizde en çok görülen ve en çok kanser ölümlerine sebep olan akciğer kanserini erken tanımak ve daha başarılı etkin tedaviler sunmak gayretindeyiz bu calıştay ile akciğer kanseri taram programını şekillendirmeyi hedefliyoruz” dedi.
“Akciğer kanserinde erken tanı kapasitesinin güçlenmesi hem hastalarımızın yaşam kalitesine hem de sağlık sistemimizin sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlayacaktır.”
Toplantıya ilişkin bir değerlendirmede bulunan AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli ise şunları söyledi: “Akciğer kanseri, artan vaka sayısı ve yüksek ölüm oranıyla hak sağlığına yönelik en önemli tehditlerden biri. Dünyada kansere bağlı ölümlerin yarısına yakını akciğer kanseri kaynaklı ve Türkiye’de de kanserden kaynaklı ölümlerin yaklaşık yarısı AC kanseri kaynaklı. Bununla birlikte AC kanseri erken tanıyla seyri önemli ölçüde değişebilen bir hastalık. Ayrıca diğer kanser türlerine kıyasla ekonomik açıdan en yüksek maliyetli hastalıklardan biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla akciğer kanseri tanısı ve tedavisini erişilebilir kılmak, halk sağlığının yanı sıra ekonomimizi de korumak anlamına geliyor.
Ulusal bir tarama programının etkin biçimde hayata geçirilmesi, doğru hedef popülasyonun belirlenmesinden veri altyapısına, erken tanı teknolojilerinin sahada yaygınlaştırılmasından aile hekimliğiyle entegrasyonuna kadar çok boyutlu ve bütüncül bir tasarımı gerektiriyor. TÜSEB Türkiye Kanser Enstitüsü’nün koordinasyonunda kamu, akademi ve sektörün aynı masa etrafında bir araya geldiği bu çalışma, Türkiye için veri temelli, ölçülebilir ve uygulanabilir bir yol haritasının oluşturulmasına kıymetli bir zemin hazırlıyor. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği olarak, bilimsel kanıtın, dijital altyapının ve uluslararası deneyimin bir araya getirildiği bu tür çok paydaşlı çalışmalara katkı sunmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Erken tanı kapasitesinin güçlenmesi hem hastalarımızın yaşam kalitesine hem de sağlık sistemimizin sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlayacaktır.”
“Tarama programı sayesinde binlerce erken ölümün önlenebilir’’
Türkiye’de ulusal akciğer kanseri tarama programlarının uygulanabilirliği ve ekonomik etkilerine yönelik değerlendirmesini paylaşan Prof. Dr. Simten Malhan: “Türkiye’de Ulusal Akciğer Kanseri Taramasının Maliyet Etkililik Analizi” sonuçlarına göre, düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) temelli ulusal bir tarama programının Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre yüksek düzeyde maliyet etkili olduğunu görüyoruz. Analiz sonuçları, tarama programı sayesinde binlerce erken ölümün önlenebileceğini ve ileri evre vakaların önemli ölçüde azaltılabileceğini ortaya koyuyor.’’ dedi.
Topalntıya katılan Gazi üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ozan YAZICII “özellikle immunoterapilerin geri ödeme sistemine alınması ile hastalarımızın çok daha etkili tedavilere ulaşmasının büyük bir adım olduğunu söyledi. Ayrıca akciğer kanseri tedavisinde eskisinden çok daha güçlü ve etkili tedavilerimizin olduğunu kanserden değil geç kalmaktan korkmak gerektiğini vurguladı.
Toplantı, akciğer kanserinde erken tanı ve tarama alanında Türkiye için ortaklaşa bir vizyon oluşturulmasına, sonraki dönemde yürütülecek politika ve uygulama çalışmalarına girdi sağlayacak bir diyaloğun güçlenmesine katkı sundu.




