Background Image

Türkiye Kanser Enstitüsü

Kanser Nedir?

1. Kanser Nedir?

Kanser, hücrelerin bulundukları dokuda kontrolsüz biçimde büyüyerek bir doku kitlesi oluşturdukları, ve bazı durumlarda da bu kitleden kaynaklanan hücrelerin vücudun farklı bölgelerine de yayıldığı bir hastalık grubunun genel adıdır. Sağlıklı dokularda görülen düzenli hücre bölünmesi ve hücre farklılaşması programlarının bozulmasına ve hücrelerin kontrol dışı etkinliklerine sebep olan genetik değişimler kanserin en önemli nedenleri arasındadır. Bu değişimler sonucu hücre gruplarının çoğalmasını ve büyümesini destekleyen etmenler artmakta, aynı zamanda da hastalıklı hücrelerin doğal yollar ve bağışıklık sistemi tarafından yok edilmesini sağlayan etkenler azalmaktadır. Bunların sonucu olarak kanser hücreleri genel anlamda doku fizyolojisini kontrol eden dış etkilere duyarsız olmaktadırlar.

Kansere yol açan genetik etmenlerin bazıları nadir durumlarda ailesel kalıtım yolu ile  gelecek nesillere aktarılabildiği gibi, bazı diğer genetik değişiklikler de hastalığın görüldüğü hücrelerde bireye özgü şekilde somatik mutasyonlar olarak yeni ortaya çıkmış olabilir.

Kanserlerin tanımlanmasına yönelik olarak sıklıkla kullanılan tabir ile ‘kötü huylu’ metastatik tümörler, iyi huylu olarak tanımlanan benign tümörlerden farklı olarak bulundukları bölgeyi yaygın biçimde istila edebilme, bölgesel lenf düğümlerine yayılma ve vücuttaki uzak doku ve organlara metastaz yapma yeteneklerine sahiplerdir. Cerrahi yöntemler veya ilaç etkileri ile ulaşılması zor olabilecek dokulara yayılmacı özellik gösterirler. Kanserli dokuları oluşturan hücreler büyük ölçüde heterojen özellikler göstermektedir.

Klinik olarak kanserler, farklı bireylerde veya aynı bireyde benzer dokuda görülmekte olsalar bile, farklı yapısal özelliklere ve farklı moleküler bozukluklara sahip hücrelerden oluşurlar. Bu durum kanser hücre heterojenliği olarak tanımlanır. 
 

Şekil 1

Şekil 1: Tümör hücresinin dolaşım sistemi aracılığıyla farklı organlara göç etmesi ( metastaz). Tümör hücreleri salgıladıkları enzim aracılığı ile  bağ doku içerisinde ilerleyerek kan damarları içerisine girebilir. Bu sayede örneğin mide dokusunda başlayan bir kanser akciğer dokusuna da yayılabilir.

 

1.1 Kanser hücreleri ve normal hücreler arasındaki farklar nelerdir?

Kanser hücreleri birçok yönden normal hücrelerden farklıdır. Örneğin; kanserli hücreler büyümelerini tetikleyen moleküler sinyaller olmadan da çoğalıp büyüyebilirler, ancak normal hücreler bu tür sinyalleri almadıkları sürece büyüyüp çoğalamazlar.

Şekil 2: Kanser Hücresinin Özellikleri

Şekil 2: Kanser hücresinin özellikleri


Kanserli hücreler bölünmeyi durdurmalarını veya programlanmış hücre ölümü veya apoptoz olarak da bilinen “hücre ölüm”sürecini başlatan moleküler sinyalleri görmezden gelirler,

  • Kanserli hücreler yakın bölgelerdeki dokulara nüfuz eder ve vücudun diğer bölgelerindeki dokulara yayılabilir (Kanserden farklı olarak, normal hücreler dokudaki diğer hücrelere dayandıklarında büyümelerini durdururlar ve erişkin bireylerde çoğu normal hücre vücutta hareket etmez),

  • Kanserli hücreler beslenebilmek için kan damarlarının tümörlere yönelimini sağlamayı uyaran faktörler içerirler. Bu süreç anjiyogenez olarak da adlandırılır. Bu kan damarları, tümörlere oksijen ve besin sağlayarak ve atık ürünleri tümörlerden uzaklaştırarak tümörlü dokunun yaşamını olanaklı kılar.

  • Kanserli hücreler bağışıklık sisteminden saklanırlar. Bağışıklık sistemi normalde hasarlı veya anormal hücreleri ortadan kaldırır, ancak bazı durumlarda kanseri hücrelere karşı duyarsızlaşır.

  • Kanserli hücreler bağışıklık sistemini hayatta kalmalarına ve büyümelerine yardımcı olması için normal hücre gibi davranarak yanıltabilir. Bazı kanser hücreleri, bağışıklık hücrelerini tümöre saldırmak yerine onu korumaya yönlendirebilirler.

  • Kanserli hücreler kromozomlarında çeşitli bölgelerin silinmesi veya artması ile sonuçlanmış birden fazla sıradışı moleküler değişiklikleri biriktirir. Öyle ki, bazı kanser hücrelerinin kromozom sayıları bile normal hücrelere göre önemli değişiklikler gösterebilir (anöploidi).

  • Kanserli hücreler normal hücrelerden farklı besin türlerine güvenirler. Ek olarak, bazı kanser hücreleri besinlerden çoğu normal hücreden farklı bir şekilde enerji üretir. Bu, kanser hücrelerinin daha hızlı büyümesini sağlar.

 

Kanser Hücre Anjiyogenezi

Şekil 3: Kanser hücre anjiogenezi. Tümör dokusu büyükçe gelişen yeni damarlar ile artan besin ihtiyacı karşılanır.
 

Çoğu zaman, kanser hücreleri bu anormal davranışlara o kadar çok güvenirler ki onlarsız yaşayamazlar. Araştırmacılar, kanser hücrelerinin anormal özelliklerini hedef alan tedaviler geliştirerek bu durumdan yararlanmaktadırlar. Örneğin, bazı kanser tedavileri, kan damarlarının tümörlere doğru büyümesini önleyerek, esasen tümörü gerekli besin kaynaklarından yoksun bırakmaktadır.

Kanserli dokuyu oluşturan milyonlarca hücrenin birbirlerinden farklı ve dolayısı ile heterojen yapıda olması, kanser tedavisinin kolay ve hızlı bir tedavi olabilmesinin önündeki en önemli engellerden birisidir. Bu nedenle, genel olarak, kötü huylu kanserler sağlıklı dokularda yaptıkları değişimler, büyümeye bağlı fiziksel baskılar, ve dokusal işlev bozukluklarına neden olmaları sebebi ile eğer zamanlıca tedavi edilmezlerse birey için ölümcül olabilecek düzeyde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler.

1.2 Sağlıklı bireyde kanserli dokular nasıl ortaya çıkar ve gelişir?

Bireylerdeki kanserin sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber kanseri tetikleyen iki farklı risk grup faktörü vardır. Bunlar risk faktörleri değiştirilebilir ve değiştirilemeyen faktörlerdir. Değiştirilemeyen faktörler yaş, cinsiyet ve aile öyküsü vb. iken değiştirilebilir faktörler ise çevresel etkenlerdir. Bunlar: 

  • Sigara ve alkol kullanımı

  • Kötü beslenme alışkanlığı

  • Gıdalardaki katkı maddeleri

  • Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)

  • Radyasyona maruz kalma

  • Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma

  • Uzun süre güneş ışığına maruz kalma

  • Hava kirliliği

 

Bu risk faktörlerinden biri veya daha fazlasına maruz kalmak bu bireylerde kesin kanser gelişeceğini göstermez ancak kansere yakalanma ihtimalini arttırmaktadır.